28 Eylül 2008 Pazar

Mesut Odman ve Cüret

Yalçın Küçük bana hep güzel bir karikatür gibi gelmiştir. Normalleşmiş karikatür güzel değildir. Yalçın Küçük'ün normalleşmişi olmaya çalışan Mesut Odman bugün bir şeyler yazmış.

Neler mi yazmış?
Dört cümleyle en güzel biçimde anlatabileceğini yine onlarca cümleyle "özetleyen" Odman, lafı dolandırma ustalığının arasına bir de bazı düşüncelerini serpiştirmiş.

Solcular hep çektikleri acıları dile getirerek ve toplumsal özneyi (emekçiler) aynı acı ve eziyetleri çekmeye davet ederek hiç bir şey başaramazlar. Özne, ancak dik duranın ve mücadele edenin peşinden gider; diye özetleyebileceğimiz sözler.

Mesut Odman'ın indirgemeciliğine alışkınız. Bir şeye şöyledir dediği zaman dünyadaki her şeyi öyle göstermeye gayret eder.
Devrimcilerin acı edebiyatından başka bir söyleme sahip olmaması kötü bir şeydir elbette.
Ama şuna ne der acaba Odman;
Devrimci özne, siyasi etkisine gireceği harekette güç ve kararlılık görmek ister. Bu topraklarda (ki yer yer ortadoğu özellikleri gösterir) muhalifseniz kararlılığınızın en inandırıcı kanıtı cürettir. Ancak akıl ve cüreti bir araya getirebilen bir siyasal hareket bu topraklarda sürükleyici olabilir.

Bahsettiğimiz cüretin bu topraklarda sistemden gördüğü karşılık bizim tercihimizden bağımsız olarak acı ve eziyettir. Eğer bu bir bedelse devrimciler bu bedeli ödemekten geri durmamak durumundadır. Neden mi? Kahramanlık madalyası almak için değil elbette. Cüretkâr duruşunu devrimci özneye bir veri olarak sunabilmek için elbette. Başka çare yoktur. Cüret şarttır ve karşılığında ödenen bedeller de kişisel olgunluğu besleyip nirvanaya ulaşmak için gizli tutulmaz. Kararlı duruşun verilerinden yalnızca biri olarak emekçilere sunulur. Elbette uygun biçimde.

Odman bu konuya neden mi değinmiş? Acı edebiyatına gırtlağına kadar gömülüp olsa olsa emekçiler gözünde zavallı pozisyonuna gelmişlerin karşısında kazandığı "doğruyu söyleyen adam" görüntüsünün olanaklarından yararlanıp devrimci cüret konusunda (illa ki kadrolarının sınıfsal bileşimi ve yaşam biçimi ile bağlantılı olarak) en küçük bir varlık gösteremeyen ve emekçiler gözünde bir türlü beklediği yeri edinemeyen 'siyasi hareketi'nin içini ferah tutmak için.

Başka neden olabilir ki?

Hiç yorum yok: