"Ama, başta Korkut Hocamız ve Ergun Çağlayan’ın iktisadi analizleri olmak üzere, soL yazarlarının ortak endişesi, hep, uluslararası krizin Türkiye’yi yakın bir gelecekte vurmasıydı. Şimdi olan, odur. Demek, felaketin eşiğinden içeriye doğru geçiş yapıyoruz." demiş Yurdakul Er 19 Eylül 2008 tarihli yazısında.Kapitalizmin uluslararası krizinin ülkemizde bazı sonuçlar vermesi bizi endişelendirmez. Kapitalizmin geleceğine ilişkin beklenti ve yaklaşımlarımızın önemli bir kısmı bu beklenen sonuçlar üzerine kuruludur. "Kriz yoksulluğu tetikleyecek, acıya, sıkıntıya neden olacak, bu yüzden endişeliyiz" yaklaşımı komünistlerin yaklaşımı değildir.
"Bu satırlardan bir siyasi iradeyi veya gerçekten has bir yazı adamını “övmek” sonucu çıkarılmasın. Söylemek istediğimiz mesele çok başkadır: Türkiye, 1989 tarihli büyük ve küresel karşı devrim dalgasından bu yana, bu topraklarda, artan bir hızla bambaşka bir aydın ve sosyal devrimci tipi de yaratmış bulunuyor. Yaygın olmaması kimseyi şaşırtmasın. Bir başka “akıl” var artık gündemde. Solun da görmek istemediği bir şey bu. "
Sayın Er'in kastettiği "aydın ve sosyal devrimci tipi" saksıda yetişip asla toprağa transplante edilememiş aydın tipidir. Bahsettiği '89 tarihli karşı devrim dalgasından beri köklerindeki saksıdan kalma toprak parçacıklarındaki enerjiyi tüketmiş ve artık gerçek toprakta kurumakla yüzyüze gelmiştir. Aşağı yukarı birkaç yılda bir şapkayı önüne koyup herşeyi sil baştan ele alacak denli yeni sürecin olanaklarından beslenmekten uzaktır. Somut durumun somut tahlilini yapmaktaki kıvraklık artık siyasi aklın boyunu ölçmeye yetmiyor. Dolayısıyla bu aydın tipi bizi heyecanlandırmaya yetmiyor.
"O insanlar, kendilerinden sonraki kuşağı da yetiştirdiler: “98’liler” gündemdedir. "
Burada gazın ayarı kaçmış gibi duruyor. Yetişene yetiştirenlerin bile bakışı; birey odaklı yaşama sahip, siyaseti sosyal-kültürel yaşamında yalnızca bir renk olarak benimsemiş, cüretkârlıktan fersah fersah uzak, birkaç yıllık periyotlarla belirip kaybolan gençlik patlamaları oldukları noktasındadır. Provakatif ve çözücü etkilerden uzak tutulabilmelerinin nedeni siyasi akıllarının gelişkinliğinden ziyade asla riske sokmak istemedikleri orta sınıf yaşam tarzlarını koruma güdüleridir.
"İktidar isteyenler, Türkiye’yi toplumsal bir kurtuluşla yenilemek isteyenler, birlikte davranmanın yollarını da bulmak zorundadır. Küresel krizin hepimizi vurduğu bir noktada, bu, çok da zor değildir. "
İşte burada bakla ağızdan çıkıyor. Önceki yazılarda değindiğimiz dolmuşta birkaç koltuk boş kalmış olmalı ki, solun tükenişine sefer yapan dolmuşa bir çağrı daha yapılıyor. İktidar istemekten çoktaan vazgeçenleri bize böyle yutturmak kolay mıdır acep? AKP'yi arkadan ittirme politikasını merkeze alanları iktidar mücadelesi veriyor diye adlandırmak nedir? Nedir? Nedendir?
Dolmuşun benzini daha harekete geçmeden bitmektedir. Yurdakul bey görmemekte midir?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder