2 Haziran 2009 Salı

Ya o Taraf, ya bu Taraf

Geçenlerde Ali Cenk Gedik'in şu yazısı okuyup şaşırmış, tüm acımasızlığımızı kuşanarak Taraf'ta yazabileceğini belirtmiştik. Konuyla ilgili bir sonraki yazısında bu kanımızı daha da güçlendirdi. Nasıl mı?

Şunları yazmış:

"Yazıda Selanik ve İzmir arasında bir karşılaştırma yapıyorum. Karşılaştırmanın öznesi üniversiteler. Selanik'te evrensel bir ismin Aristo'nun adını taşıyan bir üniversite, İzmir'de ise tatlı ya da tatsız bulunur savaştan bir tarihin adını taşıyan bir üniversite, Dokuz Eylül Üniversitesi, 12 Eylül cuntasının 1982'de kurduğu üniversitelerden birisi var. Kısaca karşılaştırmanın bağlamı üniversitedir. Tüm dünyadaki üniversitelerin adını bildiğimi iddia edemem ancak bildiğim yüzlerce saygın üniversite arasında bir savaş tarihini adı olarak taşıyan yegane, bu kez "tatsız" demeyeyim, bu anlamda "utanç" verici bir üniversiteden bahsediyorum.

İzmir’de son yıllarda taşınmış olsa da bir “İlk kurşun anıtı”mız var. soL’daki ilk İzmir yazısında şöyle yazmıştım:

“İşgale karşı ilk kurşun bizim buralarda atıldı; işgale karşı çıkan Yunan komünistlerini de daha İzmir yolunda gemilerde asan Yunan ordusuna karşı.” [3]

Buna tamam. Ama “evrenselliğin” simgesi olması gereken üniversitenin adında “halkların kardeşliği anlamında tatsız bir olayın” tarihinin yazmasına hayır! İzmir’de ya da Tokyo’da ya da Selanik’te üniversitenin adının anlamını soran bir Yunanlı meslektaşa ya da yoldaşa “ha, o mu?, Sizi zamanında denize dökmüştük ya, işte o günün tarihi” demekten mutlu olabilecek bir bilim insanı ya da komünisti hayal edemiyorum. "

"Tatsız olay" nitelemesine karşı çıkan hiç kimsenin, karşı çıkarken 9 Eylül tarihinin bir üniversiteye 12 Eylül faşist cuntası tarafından verilişini savunduğunu sanmıyoruz. En azından biz kesinlikle savunmuyoruz. Bahsettiğimiz konu başka. Ama Gedik, kendisine ait "tatsız olay" nitelemesini bir köşeye gizliyor ve cuntanın bir fiilini öne çıkararak savunma yapıyor. Biz de otomatikman faşist cuntanın uygulamalarının savunucusu pozisyonuna düşüyoruz. Ne diyelim, Taraf yazarlarının akıl oyunlarındaki zekice yöntemlere benziyor. Alın size bir neden daha.

Emperyalizmin doğrudan ya da dolaylı taraf olduğu sıcak savaşlarda -sırf halklar düşman olmasın diye- androidler, biyonik savaş makinaları savaştırılmaz, insanlar savaştırılır bilindiği gibi. Tarihsel durumun bir sonucu olarak da bu insanlar genellikle çeşitli ulusal aidiyetlere sahiptir. Sık sık farklı ulusal aidiyetlere sahip insanlar bu savaşlarda karşı cephelerde yer alır ve birbirini öldürür. Emperyalistler kozlarını paylaşırken de, kimi uluslar emperyalizme karşı direnirken de farklı uluslardan insanların birbirini kırması ve tarihsel düşmanlıklar oluşması olasıdır. Bunlar kötüdür elbette ama emperyalizme karşı direnmenin meşruiyetini ortadan kaldırmazlar da. Bu yüzden, İngiliz emperyalistlerin güdümüyle Anadolu'ya giren Yunan orduları, sırf daha sonra ingilizler tarafından yalnız bırakılıp helak oldukları için masumiyet kazanmazlar ve işgallerinin bittiği gün de bu anlamda "acı bir gün" olmaz. 9 Eylül tarihinde sembolleşen, acılarını içimizde hissetmeye devam ettiğimiz sürgün ya da mübadele süreci değildir ki. Yunan işgalinin fiilen bitirildiği günü anlatır. Liberal yaratıcılık elbette o tarihin anlamına her tür melaneti sığdırmaya kadirdir ama soL öyle bir şey yapmaz, yapamaz.

On yıllar sonra faşist cunta bambaşka bir amaçla o tarihin adını bir üniversiteye verip kirletti diye o tarih "acı bir olay"ın tarihine dönüşmez. Faşist saldırıların argümanı haline getirilmeye çalışılan Türk bayrağını da aynı bağlamda değerlendirin bakalım, nereye çıkacaksınız. Ya da ulusal sınırları...

Hiç yorum yok: