Geçenlerde Ali Cenk Gedik'in şu yazısı okuyup şaşırmış, tüm acımasızlığımızı kuşanarak Taraf'ta yazabileceğini belirtmiştik. Konuyla ilgili bir sonraki yazısında bu kanımızı daha da güçlendirdi. Nasıl mı?
Şunları yazmış:
"Yazıda Selanik ve İzmir arasında bir karşılaştırma yapıyorum. Karşılaştırmanın öznesi üniversiteler. Selanik'te evrensel bir ismin Aristo'nun adını taşıyan bir üniversite, İzmir'de ise tatlı ya da tatsız bulunur savaştan bir tarihin adını taşıyan bir üniversite, Dokuz Eylül Üniversitesi, 12 Eylül cuntasının 1982'de kurduğu üniversitelerden birisi var. Kısaca karşılaştırmanın bağlamı üniversitedir. Tüm dünyadaki üniversitelerin adını bildiğimi iddia edemem ancak bildiğim yüzlerce saygın üniversite arasında bir savaş tarihini adı olarak taşıyan yegane, bu kez "tatsız" demeyeyim, bu anlamda "utanç" verici bir üniversiteden bahsediyorum.
İzmir’de son yıllarda taşınmış olsa da bir “İlk kurşun anıtı”mız var. soL’daki ilk İzmir yazısında şöyle yazmıştım:
Buna tamam. Ama “evrenselliğin” simgesi olması gereken üniversitenin adında “halkların kardeşliği anlamında tatsız bir olayın” tarihinin yazmasına hayır! İzmir’de ya da Tokyo’da ya da Selanik’te üniversitenin adının anlamını soran bir Yunanlı meslektaşa ya da yoldaşa “ha, o mu?, Sizi zamanında denize dökmüştük ya, işte o günün tarihi” demekten mutlu olabilecek bir bilim insanı ya da komünisti hayal edemiyorum. "
"Tatsız olay" nitelemesine karşı çıkan hiç kimsenin, karşı çıkarken 9 Eylül tarihinin bir üniversiteye 12 Eylül faşist cuntası tarafından verilişini savunduğunu sanmıyoruz. En azından biz kesinlikle savunmuyoruz. Bahsettiğimiz konu başka. Ama Gedik, kendisine ait "tatsız olay" nitelemesini bir köşeye gizliyor ve cuntanın bir fiilini öne çıkararak savunma yapıyor. Biz de otomatikman faşist cuntanın uygulamalarının savunucusu pozisyonuna düşüyoruz. Ne diyelim, Taraf yazarlarının akıl oyunlarındaki zekice yöntemlere benziyor. Alın size bir neden daha.
Emperyalizmin doğrudan ya da dolaylı taraf olduğu sıcak savaşlarda -sırf halklar düşman olmasın diye- androidler, biyonik savaş makinaları savaştırılmaz, insanlar savaştırılır bilindiği gibi. Tarihsel durumun bir sonucu olarak da bu insanlar genellikle çeşitli ulusal aidiyetlere sahiptir. Sık sık farklı ulusal aidiyetlere sahip insanlar bu savaşlarda karşı cephelerde yer alır ve birbirini öldürür. Emperyalistler kozlarını paylaşırken de, kimi uluslar emperyalizme karşı direnirken de farklı uluslardan insanların birbirini kırması ve tarihsel düşmanlıklar oluşması olasıdır. Bunlar kötüdür elbette ama emperyalizme karşı direnmenin meşruiyetini ortadan kaldırmazlar da. Bu yüzden, İngiliz emperyalistlerin güdümüyle Anadolu'ya giren Yunan orduları, sırf daha sonra ingilizler tarafından yalnız bırakılıp helak oldukları için masumiyet kazanmazlar ve işgallerinin bittiği gün de bu anlamda "acı bir gün" olmaz. 9 Eylül tarihinde sembolleşen, acılarını içimizde hissetmeye devam ettiğimiz sürgün ya da mübadele süreci değildir ki. Yunan işgalinin fiilen bitirildiği günü anlatır. Liberal yaratıcılık elbette o tarihin anlamına her tür melaneti sığdırmaya kadirdir ama soL öyle bir şey yapmaz, yapamaz.
On yıllar sonra faşist cunta bambaşka bir amaçla o tarihin adını bir üniversiteye verip kirletti diye o tarih "acı bir olay"ın tarihine dönüşmez. Faşist saldırıların argümanı haline getirilmeye çalışılan Türk bayrağını da aynı bağlamda değerlendirin bakalım, nereye çıkacaksınız. Ya da ulusal sınırları...
2 Haziran 2009 Salı
1 Haziran 2009 Pazartesi
Odman ve Enigma

"Coşkuyla, sesimiz titreyerek, o titremeyi bağırıp çağırma yoluyla örtbas etmeye çalışarak ve coşmuş, tam da öyle olmasa bile, coşması yönündeki umutlarımızı tüketmediğimiz kalabalıklar karşısında konuşurken ihmal ediyor olsak, yine iyi; o kadar da zararı yok ve özrü var, demek istiyorum. Ayrıca, öylesi durumlarda, pek çok başka ihmallerimiz, onların çoğalmasıyla ortaya çıkan bir tür kişilik özelliği olarak ihmalciliğimiz de hoşgörüyle karşılanabilir.
....
"
Sevgili Mesud Odman; iki olasılık var, ya çok aptalız, ya da anlaşılmak istemiyorsunuz. Cümlenin uzun olduğundan yakınmayı bir kenara bırakıyoruz, tüm kavram ve çıkarımları böylesine ciddi şekilde şifrelemenizin nedeni ne ola ki?
21 Mayıs 2009 Perşembe
Ali Cenk, Seni Taraf'ta Görmek İstiyoruz
Bugünkü Sol'da Ali Cenk Gedik yazmış:
"Selanik’ten devam edeyim. Evet, Selanik İzmir’e benziyor. Ama ben benzemeyen noktalardan bahsedeyim, geri kalanı aynı diye düşünebilirsiniz. Selanik Aristo’nun şehri. Üniversite de, şehrin en büyük meydanı da bu büyük filozofun adını taşıyor. Yani İzmir’deki gibi, bizim için belki önemli ama halkların kardeşliği anlamında tarihteki tatsız bir olayın tarihini taşımıyor üniversitenin adı."
Bizim için önemli ama halkların kardeşliği anlamında tatsız... Liberal savaş karşıtlarının söylemi değil mi bu? İzmir'in işgalinin son bulduğu tarih olan 9 Eylül'den tatsızlık türetmeyi Taraf gazetesi yazarlarına mahsus bir meziyet sanırdık ama Ali Cenk Gedik bizi şaşırttı.
Taraf'ta rahatlıkla bir köşe sahibi olabileceğini tahmin ediyoruz.
"Selanik’ten devam edeyim. Evet, Selanik İzmir’e benziyor. Ama ben benzemeyen noktalardan bahsedeyim, geri kalanı aynı diye düşünebilirsiniz. Selanik Aristo’nun şehri. Üniversite de, şehrin en büyük meydanı da bu büyük filozofun adını taşıyor. Yani İzmir’deki gibi, bizim için belki önemli ama halkların kardeşliği anlamında tarihteki tatsız bir olayın tarihini taşımıyor üniversitenin adı."
Bizim için önemli ama halkların kardeşliği anlamında tatsız... Liberal savaş karşıtlarının söylemi değil mi bu? İzmir'in işgalinin son bulduğu tarih olan 9 Eylül'den tatsızlık türetmeyi Taraf gazetesi yazarlarına mahsus bir meziyet sanırdık ama Ali Cenk Gedik bizi şaşırttı.
Taraf'ta rahatlıkla bir köşe sahibi olabileceğini tahmin ediyoruz.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)